Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Tedavisi
Anksiyete bozuklukları, kişinin sürekli ve aşırı endişe, korku veya gerginlik yaşamasına neden olan bir grup psikolojik rahatsızlıktır. Bu bozukluklar, günlük yaşam aktivitelerini etkileyebilir ve çeşitli alt türleri bulunur.
6.1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu
Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB), kişinin günlük yaşamın çeşitli yönleriyle ilgili sürekli ve aşırı endişe duymasıyla karakterize edilir. Bu endişe, genellikle kontrol edilemez düzeydedir ve somut bir tehdit olmasa bile devam eder.
DSM-5 Tanı Kriterleri
Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) tanısı için aşağıdaki kriterlerin karşılanması gerekmektedir :
Tablo 6.1: Yaygın Anksiyete Bozukluğu DSM-5 Tanı Kriterleri
Kriter No. | Belirti/Durum | Açıklama |
A. | Aşırı Kaygı ve Kuruntu | En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde, birtakım olaylar ya da etkinliklerle (işte ya da okulda başarı gösterebilme gibi) ilgili olarak, aşırı bir kaygı ve kuruntu (kaygılı beklenti) vardır. |
B. | Kontrol Güçlüğü | Kişi kuruntularını denetim altına almakta güçlük çeker. |
C. | Eşlik Eden Belirtiler | Bu kaygı ve kuruntuya, aşağıdaki altı belirtiden üçü ya da daha çoğu eşlik eder (çocuklarda yalnızca bir belirtinin olması yeterlidir): |
1. | Huzursuzluk | Dinginleşememe (huzursuzluk) ya da gergin ya da sürekli diken üzerinde olma. |
2. | Kolay Yorulma | Kolay yorulma. |
3. | Odaklanma Güçlüğü | Odaklanmakta güçlük çekme ya da zihnin boşalmaması. |
4. | İrritabilite | Kolay kızma/sinirlilik. |
5. | Kas Gerginliği | Kas gerginliği. |
6. | Uyku Bozukluğu | Uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekme ya da dinlendirmeyen, doyurucu olmayan bir uyku uyuma. |
D. | Klinik Sıkıntı/İşlevsellik Kaybı | Bu durum toplumsal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında soruna yol açar. |
E. | Dışlama Kriterleri (Madde/Tıbbi Durum) | Bu durum madde kullanımı veya başka bir tıbbi duruma bağlı değildir. |
F. | Dışlama Kriterleri (Başka Ruhsal Bozukluk) | Bu durum başka bir ruhsal bozuklukla (örn. panik bozukluğu, sosyal fobi, OKB) daha iyi açıklanamaz. |
Belirtileri ve Klinik Görünüm
YAB, genellikle sürekli bir endişe hali, huzursuzluk, konsantrasyon zorluğu, kas gerginliği, uyku sorunları ve kolayca yorulma gibi belirtilerle kendini gösterir. Kişiler, iş, sağlık, aile, finans gibi konularda sıklıkla herhangi bir somut tehdit bulunmasa bile kaygı duymaya devam ederler. Bu durum, bireyin günlük aktivitelerini ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir.
Fiziksel belirtiler arasında kalp çarpıntısı veya hızlı kalp atışı, terleme, titreme veya üşüme, solunumda hızlanma veya nefes darlığı, kas gerginliği veya ağrılar, sindirim problemleri (mide bulantısı veya bağırsak sorunları), yorgunluk hissi, baş ağrısı ve baş dönmesi yer alır. Psikolojik belirtiler ise sıkıntı, heyecan, dikkat ve hafıza sorunları, tehlike algısına yönelik dikkat artışı, endişeli düşüncelerle aşırı meşguliyet, kalp krizi geçirme ve ölüm korkusu, kontrolü kaybetme korkusu, kendine veya bulunduğu ortama yabancılaşma hissi ve aniden çok kötü bir şey olacakmış duygusu ve korkusu içerebilir.
YAB'da yaşanan kronik endişe, normal günlük endişelerden farklıdır. Normal endişe, belirli bir duruma veya tehdide karşı geçici bir tepkiyken, YAB'daki endişe yaygın, sürekli ve kontrol edilmesi güçtür. Bu durum, bireyin sürekli bir "diken üstünde" hissetmesine neden olur. Bu kronik endişe hali, bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür ve iş, okul, sosyal ilişkiler gibi alanlarda işlevsellik kaybına yol açar. Bu nedenle, YAB'ın sadece "çok endişeli olmak" olarak algılanmaması, aksine profesyonel yardım gerektiren ciddi bir ruhsal bozukluk olduğu anlaşılmalıdır.
YAB genellikle geç ergenlik ve erken erişkinlik dönemlerinde başlar. Kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2.5 kat daha fazla görülür. Etiyolojisinde genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Kronik stres, kontrolcü ve eleştirel ebeveyn tutumları, çocukluk travmaları ve diğer hastalıklar da risk faktörleri arasındadır.
Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu
Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu, bireyin temel bağlanma figürlerinden (örn. ebeveyn, eş) ayrılma veya ayrılma beklentisi durumlarında aşırı ve gelişim düzeyine uygun olmayan kaygı yaşamasıyla karakterize edilir.
DSM-5 Tanı Kriterleri
Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu tanısı için aşağıdaki kriterlerin karşılanması gerekmektedir :
Tablo 6.4: Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu DSM-5 Tanı Kriterleri
Kriter No. | Belirti/Durum | Açıklama |
A. | Aşırı Kaygı | Bağlandığı başlıca kişilerden ayrılma ya da ayrılma beklentisi durumlarında aşırı kaygı yaşama. |
B. | Tekrarlayan Belirtiler | Aşağıdaki belirtilerden en az üçünün olması: |
1. | Ayrılıkla İlgili Aşırı Sıkıntı | Bağlandığı başlıca kişilerden ayrılma ya da ayrılma beklentisi durumlarında yineleyici ve aşırı sıkıntı duyma. |
2. | Kötü Olay Korkusu | Bağlandığı başlıca kişileri kaybetme ya da onlara hastalık, yaralanma, ölüm gibi kötü bir olay geleceğine ilişkin sürekli ve aşırı bir kaygı duyma. |
3. | İstenmedik Olay Korkusu | Bağlandığı başlıca kişilerden ayrılmasına yol açacak, kaybolma, kaçırılma, kaza geçirme gibi istenmedik bir olay yaşayacağına ilişkin sürekli ve aşırı bir kaygı duyma. |
4. | Evden Uzaklaşma İsteksizliği | Ayrılma korkusundan ötürü, sürekli olarak, okula, işe ya da başka bir yere gitmek için dışarı çıkmayı, evden uzaklaşmayı istememe ya da buna karşı koyma. |
5. | Yalnız Kalma Korkusu | Evde ya da başka ortamlarda tek başına kalmaktan ya da bağlandığı başlıca kişilerle birlikte olamamaktan, sürekli ve aşırı bir korku duyma ya da bu konuda isteksizlik gösterme. |
6. | Ev Dışında Uyuma İsteksizliği | Bağlandığı başlıca kişilerden biri yanında olmadan ya da evinin dışında uyuma konusunda sürekli bir isteksizlik gösterme ya da buna karşı direnme. |
7. | Ayrılık Temalı Karabasanlar | Ayrılma konusunda sürekli kâbuslar görme. |
8. | Fiziksel Belirtiler | Bağlandığı başlıca kişilerden ayrıldığında ya da böyle bir ayrılık söz konusu olduğunda tekrarlayan fiziksel belirtiler gösterme (örn. baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı ya da kusma). |
C. | Süreklilik | Bu korku, kaygı ya da kaçınma süreklilik gösterir; çocuklar ve ergenlerde en az dört hafta, yetişkinlerde ise en az altı ay devam eder. |
D. | Klinik Sıkıntı/İşlevsellikte Düşüş | Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, okulla ilgili, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye yol açar. |
E. | Dışlama Kriterleri (Başka Ruhsal Bozukluk) | Bu bozukluk, başka bir ruhsal bozuklukla (örn. otizm spektrum bozukluğu, agorafobi, yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal fobi, panik bozukluğu) daha iyi açıklanamaz. |
Belirtileri ve Klinik Görünüm
Ayrılık Anksiyetesi Bozukluğu, bireyin temel bağlanma figürlerinden ayrılma veya ayrılma beklentisi durumlarında aşırı kaygı yaşamasıdır. Eskiden çocukluk ve ergenlik dönemi bozukluğu olarak kabul edilirken, günümüzde yetişkinlikte de devam edebildiği veya başlayabildiği bilinmektedir. Yetişkin ayrılık anksiyetesi bozukluğu, çocukluktaki belirtilere benzer klinik görünümler sergileyebilir.
Çocuklarda görülen belirtiler arasında anneden ayrılmak istememe, yalnız kalmak istememe, okul reddi (aşırı boyutlarda okuldan korkma, karın ağrısı, ağlama, sınıfa girmeme), olumsuz duygulanıma sebep olan mekan ve aktivitelerden kaçınma, dikkat çekme davranışında bulunma yer alır. Duygusal belirtiler ise sürekli yoğun ve gelişim düzeyine uygun olmayan korku ve endişe, sinirlilik, hırçınlık, huzursuzluk, rahatsızlık, çekingenlik ve utangaçlık olabilir. Bireylerde "annemi bir daha göremeyeceğim", "annemin başına kötü bir şey gelecek", "kaybolacağım, kaçırılacağım" gibi düşünceler ve olumsuz ihtimalleri abartma eğilimi görülebilir.
Yetişkinlerde ise belirtiler daha çok üzüntü ve kaygı gibi duygusal semptomlarla kendini gösterir. Ayrılık anksiyetesi bozukluğunun yetişkinlikte de devam edebildiği veya başlayabildiği bilgisi, bu bozukluğun sadece çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına işaret etmektedir. Bu durum, yetişkinlerin de yaşadıkları ayrılık kaygısının altında yatan bir bozukluk olabileceğini anlamaları ve profesyonel yardım aramaları için önemlidir.
6.6. Madde/İlaç Kaynaklı Anksiyete Bozukluğu
Bu bozukluk, belirli bir madde veya ilacın fizyolojik etkileri sonucunda ortaya çıkan anksiyete belirtileriyle karakterize edilir.
DSM-5 Tanı Kriterleri
Madde/İlaç Kaynaklı Anksiyete Bozukluğu tanısı için aşağıdaki kriterlerin karşılanması gerekmektedir :
Tablo 6.6: Madde/İlaç Kaynaklı Anksiyete Bozukluğu DSM-5 Tanı Kriterleri
Kriter No. | Belirti/Durum | Açıklama |
A. | Belirgin Anksiyete Belirtileri | Klinik tabloya hakim olan, panik ataklar, yaygın anksiyete, obsesyonlar veya kompulsiyonlar gibi belirgin anksiyete belirtileri. |
B. | Madde/İlaç İlişkisi | Belirtiler, madde zehirlenmesi veya yoksunluğu sırasında veya bir ilaca maruz kaldıktan kısa süre sonra gelişmiştir. İlgili madde/ilaç, A tanı ölçütündeki belirtileri üretme yeteneğine sahiptir. |
C. | Dışlama Kriterleri (Bağımsız Bozukluk) | Anksiyete bozukluğu, madde/ilaç kaynaklı olmayan bir anksiyete bozukluğuyla daha iyi açıklanamaz (örn. belirtiler madde/ilaç kullanımından önce başlamışsa veya akut yoksunluk veya şiddetli zehirlenme sona erdikten sonra önemli bir süre devam ediyorsa). |
D. | Klinik Sıkıntı/İşlevsellik Kaybı | Belirtiler klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya veya toplumsal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında düşüşe neden olmalıdır. |
Belirleyiciler | Başlangıç Zamanı | Zehirlenme sırasında başlangıçlı (intoksikasyon) veya yoksunluk sırasında başlangıçlı (withdrawal) olarak belirtilebilir. |
Belirtileri ve Klinik Görünüm
Bu bozuklukta, amfetamin, kokain, kafein gibi sempatomimetikler ile serotonerjik ilaçların kullanımı akut ve kronik anksiyeteye sebep olabilir. Anksiyete belirtileri arasında çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, boğulma hissi, göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, uyuşmalar, gerçek dışılık hissi, çıldırma korkusu ve ölüm korkusu yer alabilir.
Bu tanı kategorisi, madde ve ilaçların ruhsal sağlık üzerindeki doğrudan fizyolojik etkilerini vurgulamaktadır. Bu durum, psikiyatrik belirtilerin altında yatan birincil bir ruhsal bozukluk yerine, kimyasal bir etkiye bağlı olabileceği anlamına gelir. Bu nedenle, psikiyatrik belirtiler yaşayan kişilerin, kullandıkları tüm maddeleri ve ilaçları sağlık profesyonelleriyle paylaşmaları gerektiği mesajı önemlidir. Bu, ayırıcı tanıda ve doğru tedavi planlamasında kritik öneme sahiptir.
6.7. Başka Bir Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu
Bu bozukluk, altta yatan bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik etkileri sonucunda ortaya çıkan anksiyete belirtileriyle karakterize edilir.
DSM-5 Tanı Kriterleri
Başka Bir Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu tanısı için aşağıdaki kriterlerin karşılanması gerekmektedir :
Tablo 6.7: Başka Bir Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu DSM-5 Tanı Kriterleri
Kriter No. | Belirti/Durum | Açıklama |
A. | Belirgin Anksiyete Belirtileri | Klinik tabloya hakim olan, panik ataklar, yaygın anksiyete, obsesyonlar veya kompulsiyonlar gibi belirgin anksiyete belirtileri. |
B. | Tıbbi Durum İlişkisi | Hastalık öyküsü, fizik muayene veya laboratuvar bulgularından, anksiyete bozukluğunun başka bir tıbbi durumun doğrudan fizyolojik sonuçlarından kaynaklandığına dair kanıt vardır. |
C. | Dışlama Kriterleri (Başka Ruhsal Bozukluk) | Anksiyete bozukluğu, başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz. |
D. | Klinik Sıkıntı/İşlevsellikte Düşüş | Belirtiler klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya veya toplumsal, mesleki veya diğer önemli işlevsellik alanlarında düşüşe neden olmalıdır. |
Belirtileri ve Klinik Görünüm
Bu bozuklukta, tiroid sorunları (hipertiroidi, hipotiroidi), hipoglisemi, feokromasitoma, kardiyak aritmi gibi tıbbi durumlar anksiyete belirtilerine neden olabilir. Anksiyete bozukluğu; yüksek endişe düzeyine ek olarak halsizlik, yorgunluk, terleme, uykusuzluk, gerginlik gibi farklı fiziksel belirtilerle kendini belli edebilir. Baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, uykuya dalma ya da uykuyu sürdürmede güçlük de eşlik edebilir.
Ruhsal belirtilerin her zaman birincil bir ruhsal bozukluktan kaynaklanmadığını, bazen altta yatan bir fiziksel sağlık durumunun doğrudan bir sonucu olabileceğini anlamak önemlidir. Bu durum, psikiyatrik değerlendirmede kapsamlı bir tıbbi öykü ve fiziksel muayenenin önemini vurgular. Halkın, ruhsal belirtilerin sadece "zihinsel" olmadığını, aynı zamanda bedensel sağlık sorunlarının bir yansıması olabileceğini anlaması önemlidir. Bu, bireylerin psikiyatrik semptomlar yaşadıklarında genel sağlık kontrollerini de ihmal etmemeleri gerektiği mesajını verir. Tiroid fonksiyon testleri ve kan glukoz testi gibi testler, semptomların tıbbi bir nedene bağlı olup olmadığını ayırt etmek için istenebilir.

